February 2012
29 posts
Siz hiç sirke kokulu kahve içtiniz mi?
Annem kettle’ın dibindeki kireçler çözülsün diye sirk kaynatmış kettle’ın içinde. Kapağı açar açmaz keskin bir sirke kokusu duyuluyor ve bir kaç günden önce gidecek gibi değil.
Şu an hafiften sirke gibi kokan çikolatalı cappucino içiyorum mesela.
Ehehem günaydın bugün okula giden ezikler.
dsasfaadgdagaga
Ben gitmiyormuşum da okula bugün, Bospa yapacakmışım bir. Eheheh.
İkinci derse gireceksiniz birazdan, ben daha evden bile çıkmadım. Bööyle yayıla yayıla kahvaltı yaptım. Skyrim bile oynayabilirim birazdan.
Ama alışkanlıktan sabah ezanı civarında uyanmayaydım iyiydi.
1 tag
Skyrim Anıları #4
Combat’ı falan bırakıp gayrimenkul işine girdim. fafadfadadg Oyunda alınabilen bütün evleri aldım ve döşedim.
Ayrıca türlü entrikalar ve çakallıklar aracılığıyla da hayvan gibi para kazanıyorum.
Yanlız dulum lan o kötü.
Dünya tek bir ülke olsa götüm gibi olurdu....
Yeter Napolyon’un ekmeğini yediğiniz.
Kocamanbiruykucuşirin
Son bir kaç haftadır 8’de uykum geliyor lan. Çok da erken yatmayayım diye 9’a kadar oyalanıyorum. Çok canım sıkılıyor. Şimdi de hayvanlar gibi esniyorum mesela ama Dexter’ın sezon finalini izlemek için uyanık kalmam gerek.
Ve bu söylediklerimin hepsi sınavlar başlayınca götüme girecek. O zaman nah uyurum 9’da. Hadi bakalım.
Hayatımdan Gereksiz Enstantaneler #2
Bugün dolmuşta bir teyze üstüme oturdu.
Evet, yanlış okumadınız, ÜSTÜME OTURDU!
Ben diyeyim yarım dünya, siz diyin jüpiter kadar teyzenin dolmuşa binişinden başıma gelecekleri anlamalıydım. “Bisssmilaahhh” diyerek aşağı yukarı 7 saniye gibi bir sürede küçük basamaklardan yukarı çıkıp kapıdan içeri kendini ittirmek suretiyle dolmuşa girdi. Etrafına bakındı ve kendisine benim yanımı...
Bir ara japon balıklarım vardı benim.
İlkokulda falandım herhalde. Ben “eve hayvan istiyorum” diye tutturunca annemin bir arkadaşı iki tane japon balığı almıştı bana. (Kedi, köpek beslenmezmiş apartmanda, aman.) Adlarını unuttum şimdi ama o balıklardan başka ev hayvanım olmadığı için özel sayılırlar.
Neyse işte, balıkları eve getirdiğimiz gün annem “çok yem verme patlarlar sonra” demişti. Çok da üstünde...
1 tag
Çok reblog yaptım be.
Yok reblog bundan sonra, kendim yazacağım artık.
O değil de üstüne maden suyu döktüğümden beri klavyem hiç eskisi gibi olmadı. Bazı tuşlar yumuş yumuş basıyor böyle.
Mutsuzluk.
Bizim matematikçi Sherlock izliyormuş.
O izliyorsa güzeldir, izleyin şunu ya.
Dizi tamamen bitene kadar tacizlerim devam edecek.
Az önce laptop klavyesine maden suyu döktüm.
Yanlışlıkla tabii.
Sonra hemen peçeteyle kurulayıp saç kurutma makinesiyle kuruttum.
Mis gibi oldu.
3 tags
1 tag
“Bende pms yok ehehe negzel hiç saçma sapan davranmıyorum” diye övünüyordum ki canavara dönüştüm amk. Çok sıkıldım. Çok sıkıcısınız.
2 tags
January 2012
36 posts
İstanbul Günlükleri #1 - A Wedding in Pink
Başlıkta Sherlock esintileri var tabii ki ehehehm ehehe.
Hafta sonu kuzenimin nikahı dolayısıyla İstanbul’daydım ve anlatmazsam çatlarım.
İstanbul -3 derece civarı, karlıydı.
<3 Kar <3.
O havada incecik elbiselerle takılmak hoş değildi tabii ki ama gözümde büyüttüğüm kadar zor da değilmiş, arabadan nikah salonunun kapısına kadar sonuçta.
Annemin -3 derecede dışarıda ısrarla gömlek...
1 tag
1 tag
4 tags
1 tag
1 tag
2 tags
2 tags